Dienstag, 9. April 2013





Alman gelininin hikayesi...


Bölm 1:


Daha önceleri, hırçın ve yaramaz bir çocuktum. Derdimi, ne çocukluğumda, nede daha sonra, gerçek anlamda kimseyle paylaşmadım. Tek bir hayalim vardı, okumak ve doktor olmak. Bunu cidden herşeyden çok istedim ama olmadı. Annemler hep türkiye ye geri dönme planları yapıyor ve bizi, bir çok gencte olduğu gibi, alman toplumuna kaybetmekten korkuyorlardi. 
En son, ne olursa olsun, okuyamayacağımı tam idrak ettiğimde 17  yaşındaydım. Yaşıtlarım evlilik hayalleri kurarken, ben sadece okuma hayali kuruyordum. Bir gün, komşumuzun kızı bana yine nasıl evleneceğini anlatıyordu. Hatta onun iki çocuğu olacaktı ve isimlerini Enes ve Enise koyacaktı. Bugün gibi hatırlıyorum o günü. Sonra birden bana döndü, sahi dedi, senin hiç hayalin yokmu? Ben yine tam doktor olacağımı anlatacaktım ki, bana, "yok yok", dedi. "Öyle değil. Nasıl evleneceksin? Kiminle? Kocanı nasıl istersin? Sen hiç düşünmüyormusun bunları?". Biraz düşündüm, sonra dedim ki, "yok, ben doktor olacağım.". "E, doktor olduktan sonrada mı evlenmeyeceksin?". "Belki ondan sonra evlenirim" dedim. "E, anlatsana" dedi bana. 

Ilk sefer orda kurdum bir evlilik hayali ve sonra unuttum. Yine okuma hayaliydi en büyük hayalim. O hayali kurduğum da 12 yaşındaydım. "Reyhan, biliyormusun, ben, yeşil gözlü bir almanla evleneceğim." dedim. "Off, saçmalama Selma" dedi bana. "Annenler izin vermez ki". "olsun" dedim, "hayal değilmi bu? Neden olmasın? Hem ben doktor olacağım ve 25 yaşından erken evlenmem ki ben". "Iyi" dedi, " hadi o zaman devam anlat!". "Tamam" dedim, "ben yeşil gözlü bir almanla evleneceğim. Düğünümde, pastel yeşil, keten bir elbise giyeceğim ve başımda papatyalar dan tac olacak. Trabzankarı sarmaşık beyaz güllerle sarılı bir merdivenden ineceğim ve krem rengi kıyafetleri ile alman damadım beni aşağıda bekleyecek ve yeşil gözleriyle bakacak bana. Papatyalarla süslü beyaz masalarla, bir çok çocuğun koşup eğlendiği bir kır düğünü olacak bizimkisi...". Ben Reyhan'a dönüp baktığımda, kocaman, ışıl ışıl parlayan gözlerle bana bakıyordu. "Selma, ikimizin düğünü aynı günde olsun, ne olur" dedi birden heyecanla. "Tamam" dedim ve o günün resmini çizmiştik, beyaz bir kağıda... Benim aklım ama okuma hayalindeydi yine...

Arkası yarın...

1 Kommentar: