Sonntag, 5. Mai 2013







Alman gelininin hikayesi...

Bölüm 4:

Çok mutsuz olduğum anlardan birinde, çocuklarımı aldım ve kayinvalideme gittim. Maksadım konuşmaktı. Belki yardımcı olabilirdi bana. Belki konuşurdu oğluyla. Belki anlardı beni. Oda bir kadındı sonuçta. Saygıda kusur etmediğim, yeri geldiğinde, annemden çok hürmet ettiğim kadının kapısına geldim. Bir fırsatını bulup anlattım derdimi. "anne, ne olur yardım et" diye yalvardım kendisine. Beni buz gibi dinledi. Gözyaşlarım sinir etti onu. Sonunda bana dönüp dediki, "sakın ayrılmaya kalkma. Öküz ölürse, ortaklık biter! Sen çocuklarla ortada kalırsın, ben oğluma kız oğlu kız alırım, daha mutlu olur!" dedi. Şok olmuştum. Ben ayrılma lafı etmemiştim bile, sadece, anne bana yardım et demiştim. 4 yıl beni cezalandırdı kayinvalidem ve evime ayak basmadı. Kendi anneme yardım istemek için gitmeme sebebim ise, ben onların kızıydım, ben üzüldüğüm için eşime kızabilirlerdi, yüzyüze bakıyorduk sonuçta ve o benim çocuklarımın babasıydı, olan çocuklara olur diye düşünmüştüm. Anneler hissediyor ama yinede. "sen o gözyaşlarını kirpiklerinden akıtmasanda, ben senin ciğerini görüyorum" derdi annem. Ara ara eşime, "sana ben gülümü tomurcuk verdim, sen onu açmadan soldurdun", derdi. Ama ben hep huzursuzluğumu inkar ettiğim için, ellerinden birşey gelmiyordu.

Ve ben bu kadar mutsuzluğa, eşimin üzerimden oynadığı oyunlara, haksızlığa, yalanlara, sahtekarlıklara dayanamadım yine hasta oldum. Bu sefer kanser teşhisi koyulmuştu. Teşhisi öğrenmeden önce, aylarca istifra etmistim ve o dönem evin içinde eşimden uzaklaşmış, odamı ayırmıştım. Dünyam sadece çocuklarıma aitti fakat ayağa kalkamıyordum bile. Teşhis konulduktan 3 ay sonra bana doktorlar,  en fazla 3 aylık ömrümün kaldığını ve ailemle vedalaşmam gerektiğini söylediler. Ben bunu aileme ve çocuklarıma nasıl soyleyebilir dim ki? Bunu söylemek, onların mahvolduğunu görmekti benim için. Buna ne tahammülüm, nede gücüm vardı. Kemoterapi ye yalnız gittim geldim. Terapiden sonra kan kustuğum günler oldu ve eşim bana inanmadı. Ilgi çekmek için yapıyorsun bütün bunları dedi. Yok senin birşeyin.

En son bir akşam terapiden eve geldiğimde  ilaçların yan etkisi yine yoğundu. Takside kusarak gelmiştim zaten. Ben eve girerken ufak oğlum uyandı ve kızım odasından çıktı. Ben tuvalete yetişemedim ve olduğu gibi yere kan kustum. Oğlum o an korkudan altına yaptı ve kızım, annem ölüyor diye çığlık atmaya başladı. Eşim bilgisayar önünden bana dönüp dediki "bunları temizleyecek sin dimi!"  ve döndü geri oyununa...
Ben, oğlumu aldım, yıkadım, temizledim giydirdim, yerleri sildim ve kızımı aldım ve o gece üçümüz berber yattık. Ertesi gün annemleri çağırıp, eşimden ayrılmak istediğimi söyledim. Annemlere hastalığımdan yine bahsetmedim. Tek dileğim, o adamın nikahı altında ölmemekti. Biz zaten uzun bir zamandır evin içinde ayrıydık. Bunuda söylemiştim annemlere. Bitmişti zaten. Nikah felan kalmamıştı zaten o şartlar altında.

Coming soon.....

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen