Freitag, 28. Juni 2013

Alman gelininin hikayesi...



Son bölüm...

Eşim beni ailemden istedikten sonra, bir sürü soru işaretine rağmen evlenmeye Allahın izniyle kararlıydık. Ailemin onayınıda almıştık Elhamdülillah. Çocuklarım zaten kabul etmişti hepimizden önce ve çok sevmişlerdi Gregory'i.
Şimdi bana sorulan soru, nerede ve nasıl olacaktı nikahımız. Düşünüyordum, boyumca çocuklarım vardı, ne uygun olurdu ki? Nikah duyurulması gerekiyordu, yanlış anlaşılmaya mahal vermemek açısından. Gün belirlenmiş ama daha nasıl yapılacak belli değildi.
En sonunda sırf aile arası birşey yapmaya karar verdik. Nikahtan bir hafta önce ben aile dostlarımızı ve arkadaşlarımı eve yemeğe davet ettim. Herkes birşeyler hazırlayıp getirmiş, hemen hemen 20 kişiden oluşan bir davet ortaya çıkmıştı. Böylece duyurmuştuk evleneceğimizi.

Nikahım annemlerin bahçesinde oldu. Herşeyi annem ve kız kardeşim hazırladı. Masal tadında bir gündü. O kadarını beklemiştim ama hatırlamaktan bile mutluluk duyuyorum.
Yeşil gözlü damadım, krem beyaz kıyafetler içinde yeşil gözleriyle bakıyordu o gün bana. Krem rengi, keten, sade bir yaz elbisesi giymiştim ben. kız kardeşim pastamızı bile yapmıştı. Ailem ve çocuklarım yanımdaydı ve yıllardır beklediğim adama evet diyordum. Kır düğünü tadında geçmişti. Annemin ısrarıyla, papatyalar arasında fotoğraf bile çekinmiştik. Sadece çocuklarım hüzünlenmişti o gün. Kolay değildi onlar için haliyle yinede. kendileri verdikleri halde, zor gelmişti annelerini evlendirmek onlara.
Bu sene haziran ayında tam iki sene olacak biz evleneli. Sorunlarımız herkeste olduğu gibi, bizde de var ama bir sefer bile sesini yükseltip kızmadı bana. Eğer ikimizde kızarsak, fısıltıyla konuşuyoruz anlam veremeden bu duruma. Sinirlendiği an, alnını alnıma dayayıp bekliyor öyle. Sakinleşiyor ve sonra derdini anlatıyor.

Şimdi artık hep yanımızda. Arada çocuklarını görmeye gidiyor. O zaman, zaman geçmek bilmiyor. Her şey bana sorunmuş gibi geliyor ama o geldiği zaman bütün sorunlar küçülüyor, yok oluyor...
Bir gittiğinde ona çok kızmış, gelme demiştim. Bana, "sonsuzluk bitmedi daha. Dönüşümü zorlaştırma ." demişti.
Içimdeki hırçınlığımı o yok etti. Yıllardır içimdeki dinmek bilmeyen fırtınayı dindirdi. Birgün annesine, "Selma hayatıma girdiğinden beri, bir sefer bile sesimi yükseltmedım." dediğine şahit oldum.
Sonsuzluğum, ahiretliğim, hayat arkadaşım, can yoldaşım... Geleceğimi onsuz düşünemediğim adam. Yeşil gözlü Meleğim. Düşüncelerimi ve hayallerimi dile getiren, cümlelerimi tamamlayan diğer yarım.
Allahın dertsiz kulu yok. Herkes kendi çapında bir sürü sorunla boğuşuyor. O sorunlar olmasa, güzelliklerin kıymeti bilinmezdi. Hakkımda birsürü dedikodu uyduran insanlar var. Beni tanımadan ahkâm kesiyorlar. Hatta bazen, beni benden daha iyi biliyorlar. Varsın öyle zannettsinler. Varsın konuşsunlar. Beni bilen biliyor. Beni rabbim biliyor. yevmil kıyamette herşey gün gibi ortaya çıkacak ve herkes rabbine verecek hesabını. Ben herkese, istisnasız hakkımı helal ediyorum. Burada uğraşmadım kimseyle, orayada hesap bırakmak istemiyorum. Umarım, rabbim benim günahlarımı affeder ve meleğimle birlikte cennetinde bizede yer verir... Sonsuzluk yemini ettik, ebediyetle mükafatlandırılız inşallah.

Son :)