Sonntag, 22. September 2013


...ve, birden kalbini bırakmıştı avucumun içine...

sabahın nurunda böyle bir sürprizle uyandırılmak ne güzel bir duygudu ♡♥♡

Bugün benim doğum günüm



Yaramaz bir çocuk edasıyla dolanmıştı dün bütün gün. Bana bakıp, ellerini ovuşturup, "sabredemiyorum, hadi çabuk yarın olsun" diyordu. Yatağa gittiğimizde hala gülümsüyordu. Bütün gece yüzünde bir gülümsemeyle uyudu. Gece çok sık uyanırım ben. Ona her bakışımda o gülümseme vardı yüzünde. Ben kımıldayınca gözlerini açıyor, gülümsemesi kocaman oluyor ve devam uyuyordu. Sabah uyandığında, benim uyanık olduğumu görünce çok sevindi. "Uyandınmı?" diye sordu. Ve benim tekrar yatmayacağım dan emin olunca, "bekle hemen geliyorum, sakın kalkma" dedi. Önce kahvemi getirdi, yanında kendi yaptığı küçük bir pastayla, sonra "ben seni çağırana kadar sakın kalkma" dedi bana.
İçim içime sığmıyor, onun heyecanı bana yansıyordu. Kalktım, bir hırka aldım sırtıma, sonra tülbentimi örttüm başıma. Niyetim birazdan balkona çıkmaktı. O ara geldi yanıma yine. Yüzünde yine o çocuksu ve muzip gülümseme. Gözleri ışıl ışıl. Bugün sıra dışı bir gün yaşayacaktım, biliyordum. "Hadi gel" dedi bana. Herşey hazır. Elimden tuttu ve balkona götürdü beni.



"Hatırlıyormusun?", dedi bana, "hani bir hayal kurmuştuk. Kocaman bir arazimiz olacak. İçinde çeşit çeşit çiçekleri ve ağaçlarıyla kendi ormanımız olacak ve bir sürü koyunumuz. Şu an sana o arsayı alamıyorum ama ağaçlarımızı şimdiden yetiştirebiliriz"..... 







Sonra döndü bana ve balkonun tavanında asılı olan bir uçağı göstererek, "bunu bugün senin için kiraladım" dedi. "Nereye istersek gidebiliriz, bugün senin emrine amadeyim" dedi. Hazırlandık ve ilk önce Almanya'da ki seçimlere katılıp daha sonra Maldiv aralarına uçtuk. Orada bir kaç gün kaldık. Sonra geldik çocukları aldık ve Norveç'e uçtuk. Bir kaç günde orada kaldıktan sonra ver elini Türkiye. Kuzey den güneye, doğudan batıya, yavaş yavaş,  içimize sindire sindire gezdik Türkiyeyi. Instagram dan takipçilerimle tanışıp,  güzel dostluklar kurduk. Sonra baktık ki,  biz çok seviyoruz Türkiye yi. Hep beraber karar verdik ve egede küçük bir kasabaya yerleştik. Bana söz verdiği,  hayalini kurduğumuz arsayı aldık. Üzerine,  amerikan usulü, verandalı, kış bahçesi olan, teraslı bir ev yaptırdık. Bahçesine Salıncak kurduk. Verandanın önüne kocaman bir salkım söğüt diktik. Söğütün biraz ilersine, etrafı gül ağaçlarıyla donanmış bir Kamelya yaptırdık. Sonra da kendi ormanımızı diktik. Ve küçük bir çiftlik kurduk. Bir köpeğimiz bile vardı. Rengarenk çiçeklerimiz, türlü türlü bitkilerimiz vardı. Akşamları Veranda da oturup, Çaylarımızı yudumlarken, torunlarımız etrafımızda gülüşüp oynuyorlardı. Ne güzel bir hayat kurmuştuk.  Sonra bir baktık akşam olmuş, yaşadığımız sıradışı gün neredeyse bitmiş. Şimdi sıra çay keyfine ve seçim sonuçlarını izlemeye gelmiş.... uçağımızı tavandan indirip, arasamızla birlikte, başka hayaller de buluşmak üzere bir kartona yerleştirip akşam keyfine başladık bile :)......



Freitag, 1. Februar 2013



Evde akvaryumu çok seviyorum aslında ama yıllarca akvaryum bakan birisi olarak, bakımınnın ne kadar zor olduğunu biliyorum.
Son kemoterapi döneminde, 200 litrelik bir akvaryumumuz vardı, aynen bu balıklarla. Ama temizledikten sonra 3 gün kalkamıyordum. E, artık kolaya kaçmak lazım :-D
 

" artık kimse için kendimi değiştirmem"


IMG_20121015_144616
Son zamanda çok dikkatimi çeken ve sıkça rastladığım bir cümlenin ne anlama geldiğini veya bu cümle ile ne kast edildiğini merak etmekteyim doğrusu. Kafamı ciddi anlamda meşgul etti uzun zamandır.   " artık kimse için kendimi değiştirmem" " ben böyleyim, beni kabul eden böyle kabul etsin". Yaş farketmiyor, ergeni, genci, orta yaşlısı ve yaşlısı bu cümleyi böyle kullanıyor. Ne demek istiyor bu kadar insan? Neden hep birilerinin bizi değiştirmek istediği ni düşünüyoruz?
İzlediğim, dikkatimi çeken birşey daha var ve bununla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Toplum olarak, din, dil, cinsiyet ve ırk ayırmadan bencilleştik. Evlatlarımızı da böyle yetiştiriyoruz. Öncülüklerimiz maddiyat, çocuklarımız yalnız. Bilmiyoruz, arkadaşlık, kardeşlik, aile ve bağ ne demek. Öğretmiyoruz, öğrenmiyoruz ama beklentilerimiz var. Öğrenmek için değişmek gerek bazen. Almak için vermek. Bazen kendinden vazgeçmek gerek ki kazanasın. En çokta sevmek gerek ve beklentisiz sevmek. Fazlasıyla geri dönecektir sana. Ve o zaman değişmen de gerekmeyecek aslında. Bazen imtihanımız çok çetin ve bazende açık kalan hesapları ödüyoruz... Kendinden ödün vermeden, olumlu değişiyor ve gelişiyorsak, doğru yoldayız aslında...